Çatlaklar Erkekleri Rahatsız Eder mi? Güzellik Endüstrisinin En Kârlı Mitlerinden Biri
Şunu peşin söyleyeyim: Çatlaklar (stria) bir “kusur” değil, derinin büyüme, kilo değişimi, ergenlik, hamilelik, spor ve hatta genetik nedenlerle verdiği tamamen doğal bir yanıttır. Buna rağmen, özellikle kadınlara dönük medya, sanki her erkek mikroskopla cilt arıyormuş gibi bir tablo çizer. Bu yazı, tam da bu anlatıyı hedef alıyor: Gerçekten erkekler mi rahatsız oluyor, yoksa bizden “rahatsız olmamız” mı bekleniyor?
Soruyu Tersinden Sormak: Kim Rahatsız?
“Erkekler rahatsız olur” cümlesi kimin işine yarıyor? Cevap zor değil: Güzel görünme kaygısını kışkırtan devasa bir estetik ve pazarlama ekosistemi. Krem, lazer, filtre, uygulama… Hepsi bir “eksik” icat ederek satılıyor. Bu retorikte erkek sadece bahane; asıl hedef, kadınların beden güvenini zayıflatmak. Böylece satın alma davranışı “özgüven” paketine dönüştürülüyor. Oysa özgüven satılamaz; davranışla, sınırla, ilişki deneyimiyle, dilimizle kurulur.
Estetik Endüstrisinin Rolü: “Kusur” Üretip Çözüm Satmak
Reklam dili çatlakları dramatize eder: Soğuk ışık, yakın çekim, “önce–sonra” ve imkânsız bir pürüzsüzlük. Mesaj nettir: “Böyle olmamalısın.” Bu, yalnızca beden algımızı bozmakla kalmaz; erkeklerin de ağzına “normal” yerine “ideali” koyar. Erkek izleyici, hiç düşünmediği bir ayrıntıyı, birden değerlendirme kriteri sanır. Böylece ilişkideki merak, oydaşma ve şefkat; yerini kıyas, sessiz pres ve “şartlı beğeni”ye bırakır.
Erkek Algısı Gerçekten Ne Diyor?
Erkekler tek bir blok değil. Arzu ve beğeni, kültürden kültüre, bireyden bireye değişir. Çatlaklara takılan da var, hiç önemsemeyen veya hatta görmeyen de. Ama kritik nokta şu: Beğeninin yönünü belirleyen, sıklıkla piyasadan pompalanan estetik standartlarıdır. Yani “erkekler böyle ister” dediğimizde, aslında “piyasa böyle dayatır” demiş oluyoruz. Üstelik gerçek hayatta uzun ilişkilerde çekiciliği belirleyen faktörlerin büyük bölümü; güven, mizah, iletişim, ortak değerler ve cinsel uyumdur. Cilt dokusu bu denklemde vardır ama çoğu zaman birinci sırada değildir.
Gündelik Deneyimler: İlk Bakış vs. Uzun İlişki
İlk bakışta dikkat çeken ayrıntı, tanışıklık derinleştikçe anlam kaybeder. İlişki kurulduğunda kemikleşen çekicilik; güven, ritim ve ortak hikâye ile güçlenir. Bu yüzden “erkek rahatsız olur mu?” sorusunu, “bu insanla nasıl bir bağ kuruyorum?” sorusunun arkasına koymak gerekir. Estetik ayrıntılara takılan biriyle yaşanacak rahatsızlığı çözmenin yolu çatlakları yok etmek değil, filtreli beklentileri kapının dışında bırakmaktır.
Çatlakların Anlamı: Büyüme, Değişim, Dayanıklılık
Çatlak izleri; büyümüş olmanın, taşımış olmanın, değişmiş olmanın izi. Sporla hacim arttıran bir vücut geliştiricinin kolunda da var, hamilelik yaşamış bir bedende de. Yani çatlak; tembellik değil, hareketin, değişimin, çoğu zaman emeğin bedendeki yazısıdır. Bunun “ayıp” diye paketlenmesi kültürel bir tercihtir, doğanın değil.
Dildeki Çatlaklar: “Kusur” Söylemi İlişkiye Ne Yapar?
“Kusur” dediğiniz an, ilişkiye not defteri sokarsınız. Not defteri girince oyun biter; çünkü yakınlık yarışma kaldırmaz. Partnerinizin bedenine not verirken, karşınızdaki insanı “proje”ye dönüştürürsünüz. Bu da ister istemez savunma, utanç ve mesafe üretir. Oysa arzunun en verimli zemini, güvende hissetmektir; yargıda değil, merakta büyür.
Pratik Alan: Rahatsızlık Gerçekten Varsa Ne Yapmalı?
- Dili değiştirin: “Kusur” yerine “iz”, “hikâye”, “bedenim” deyin. Dil, algıyı biçimler.
- Sınır koyun: Partnerinizin bedeninize dair küçültücü dilini normalleştirmeyin. “Bu cümle bana iyi gelmiyor” demek bir haktır.
- İdeal filtrelerini kapatın: Sosyal medyada kusursuz ışık ve filtrelerle dolu içerikleri azaltmak, kendi algınızı korur.
- Cilt bakımı isterseniz siz isteyin: Nemlendirmek, esnekliği desteklemek, sporu sürdürmek… Bunlar “olmalı” değil, “istersem yaparım” alanıdır.
- Eşleşmeyi sorgulayın: Bedeninizi değil, ölçüsüz beklentiyi değiştirin. Sizi sürekli “düzeltmeye” çalışan biri, yakınlık değil proje arıyordur.
Erkekler İçin Bir Ayna
Erkek okura açık çağrı: Çekiciliği kuru bir “pürüzsüzlük” hesabına indirdiğinizde, kendinizi de bir performans kuyusuna atıyorsunuz. Peki gerçekten aradığınız şey, gözeneksiz bir sahne mi; yoksa sizinle gülen, düşünen, arzu eden, açık iletişim kuran bir insan mı? Çatlak, yaşantının izi. Eğer siz yaşamı seviyorsanız, izi neden sevmeyesiniz?
Uzlaşı Değil, Dönüşüm
“Ben rahatsız olmuyorum” demek yeterli değil; rahatsızlık üreten dilden, medyadan ve espriden aktif biçimde uzaklaşmak gerekiyor. İlişki alanında onarıcı hareket; partnerinizin bedenini “konu” yapmamak, onu konuşturan koşulları sorgulamakla başlar. Çatlakları silmeye değil, bakışı değiştirmeye yatırım yapın.
Sonuç: “Rahatsızlık” Kimin Cebinde?
Çatlaklar erkekleri mi rahatsız ediyor, yoksa erkeklere böyle hissetmeleri mi öğretiliyor? Bu soruya verilecek dürüst cevap, ilişkilerin duygusal ekonomisini değiştirebilir. Bedenlerimiz reklam panosu değil; hikâye taşıyıcısı. Hikâyeye saygı duyan bir arzu, sürdürülebilir yakınlık üretir; saygısız arzu ise geçici bir performans.
Tartışmayı Açan Provokatif Sorular
- “Erkekler rahatsız olur” cümlesi, sizce gerçek bir gözlem mi yoksa öğretildiğimiz bir refleks mi?
- Birinin bedenindeki “iz”leri problemleştirmek; yakınlığı nasıl etkiliyor?
- Eşleşme kriterlerinizde “pürüzsüzlük” kaçıncı sırada ve neden?
- Partnerinizin bedenine dair dilinizi bugün nasıl dönüştürebilirsiniz?